Ana Sayfa ANA SAYFA Suat Okyar: “Kadın futbolcular bilgiye ve gelişime aç”

Suat Okyar: “Kadın futbolcular bilgiye ve gelişime aç”

85 gösterim
0
Spread the love

Türk futbolunun efsane oyuncu ve yorumcularından Vedat Okyar’ın oğlu… İstanbul’un birçok takımında futbol oynayıp Spor Akademisi’ni bitirdikten sonra adım attığı teknik direktörlük kariyerinde 2009 yılından bu yana TFF bünyesinde çalışıyor. U19 Kadın Millî Takımımızın teknik direktörüyle kariyer hikâyesini ve kadın futbolunu konuştuk.

Röportaj: Rasim Artagan

U19 Kadın Millî Takımımızın teknik direktörü olarak TFF bünyesinde görev yapıyorsunuz. Öncelikle sizi biraz tanımak istiyoruz.

1972 İstanbul doğumluyum. Sporculuk hayatım dâhil şehirden hiç ayrılmadım. Minik takımda Fenerbahçe’de futbola başladım. PAF takımda profesyonel olana kadar Fenerbahçe’deydim. Daha sonra 2. ve 3. Lig’de yine İstanbul takımlarında oynadım. 13 sezon profesyonel liglerdeydim. Bağdat Caddesi’nde, Suadiye’de büyüdüm. Bütün çocukluğum orada geçti. O zamanlar cep telefonlarının dikkatimizi dağıtacağı bir dönem olmadığı için kendi kendimize oyunlarla hareketliydik. Denize girer çıkar, tekrar futbol oynardık. Sahil yolu daha açılmamıştı. Kayıklarla açılıp denize girerdik. Gerçekten kendimizi geliştirecek bir sürü tecrübe kazandık.

Rahmetli babanız Vedat Okyar, Türk futboluna ismini altın harflerle kazımış, tüm sporseverlerin gönlünde taht kurmuş büyük bir efsaneydi. Suat Okyar, babasını nasıl anlatır?

Onun bıraktığı izler bizim için çok büyük bir miras. Bunun keyfini yaşıyorum. Bununla gurur duyuyorum. İşimizle ilgili gittiğimiz her yerde ona gösterilen büyük saygı ve yakınlık, gerçekten doğru izler bıraktığını gösteriyor. Bize de evlâdı olarak bıraktığı çok fazla şey var. Koca bir bütünden bir cımbızla çekerek tek bir örnek vereyim size… Birçok kötü alışkanlığı, kötü davranışı olan bir kişi düşünelim. Onunla ilgili bir şey söylersiniz. Dersiniz ki bu adam şöyle kötüdür… Bizim sözümüzü keser, “Ama şu oğlanın da şu şeyi çok iyidir. İyi çocuktur” der ve muhabbeti keserdi. Yani bakış açısı böyleydi. Her zaman pozitifti. Çok takılmazdı. Kendine özel bir hayatı vardı. Kimseyi karıştırmazdı. Kibarca görüşlerini söylerdi. Kendi doğruları vardı. Kimseyi kırmadan bütünlük içinde yapardı bunları.

Efsane bir futbol adamının oğlu olmak nasıl bir durumdur?

Ben bunu her zaman güzel karşıladım. Daima bu ağırlığı taşıdım. Daha olgun bir çocukluk geçirdim. Çünkü benim de davranışlarım hep kontrollüydü. Ama içimden gelen de buydu zaten… Halen daha bunun aksiyonlarını yaşıyorum. Babama çok büyük bir hürmet ve ilgi vardı. Bu da zaten cenazesini kaldırdığımız gün açıkça ortaya çıktı. Türkiye’nin aynı konu üzerinde yoğunlaştığını gördük. Televizyonlar canlı yayınladı cenazeyi. Farklı camiaların kıymetli başkanları, yöneticileri, Türkiye Futbol Federasyonu’nun başkanları, yöneticileri, tatil zamanı olmasına rağmen (20 Temmuz 2009) hepsi geldiler ve cenazede bulundular. Herkese minnettarım. Allah rahmet eylesin, hakkını o dönemde aldı diyebilirim.

Siz de babanızdan miras kalan futbolu seçerek yolunuza devam ettiniz. Beylerbeyi, Bakırköyspor, Çengelköy, Pendikspor, Vefa ve Ümraniyespor formalarını terlettiniz. Futbolculuk döneminizi nasıl anlatırsınız?

Çocukluğumdan beri sahanın içindeydim. Dedemin, babamın, dayımın sporcu olması gibi bir kültürden geliyordum. Çocukluk zamanı daha çok aktif oyun imkânı vardı. Bilgisayar, telefon gibi etkenler yoktu. Reflekslerimiz gelişiyordu ve bizi spora yönlendiren çok fazla sebep vardı. Çok resimler var kafamda… Benim için her zaman mutlu olduğum bir dönemdi. Belki babanın da yaşantısından gelen bir şeydi. Bu mesleği yaparken aynı zamanda çok sevdiğim bir oyunu oynar gibi düşündüm. Kariyerimde çok zirveye çıkamadım. Bakırköyspor ile 1. Lig’e yükselmek için final maçları oynadım. Ama o bölüm olmadı. Tabiî bu dönemin futbolculuk anıları, saha içi yaklaşımlar, bu oyunun çok tılsımlı oluşu beni çok etkiledi. Mesela basketbolda, voleybolda bir set oluyor… Çok nizami bir şekilde koşacakları, blok yapacakları, sıçrayacakları yerler belli. Ama futbolda hava durumu, saha durumu gibi etkenlerle maçlar her türlü sürprize açık. Rakip hep aynı aksiyonu yapmıyor. Siz her zaman aynı pası atıyorsunuz ama top bir yerden sekiyor, rüzgârdan dönüyor gibi sürprizlere açık. Zayıf takımların güçlü takımları yenebileceği bir ortam var. Mesela bir basketbolda makas çok açık. Çok iyi bir takım mağlup olamıyor ama futbolda her zaman sürpriz payı var. Bu beni çok ayakta tuttu ve oyuna bakışımı hep değiştirdi. Orta saha oyuncusuydum. Oyunun her iki yönünü de elimde tutan, oyuna yön veren keyifli bir mevkideydim. Sahalardan güzel anılarla ayrıldım.

Anneniz Asuman Okyar da çok önemli bir faktördü… Kendisinden biraz bahseder misiniz?

Başarılı bir erkeğin arkasındaki kadın çok önemlidir mâlûm. Böyle derler. Çok güzel bir birliktelikleri oldu. Çok iyi taşıdı babamı… Şöhretin ağırlıklarını güzel karşıladı. Kırmadan, dökmeden, birbirlerini karşılıklı çok severek yaşadılar. Bu dengeyi tutan kadın faktörü çok önemli. Bu faktörü tutturamayan birçok futbolcu büyüklerimiz daha mutsuz bir hayat yaşayabiliyor. Kazandıklarını sonradan kaybedebiliyorlar. Annem bir balans niteliğindeydi. Dünyaya çok olumlu bakan bir kadın. Aralarındaki sevgiyi birlikte yaşadılar. Birbirlerine çok katkıları oldu. Zannedersem annemin babama katkısı biraz daha fazla olabilir.

Peki, sizin arkanızda nasıl bir kadın var?

Gerçekten babamla annemin arasındaki ilişki gibi eşim Nil’le aramızda böylesine büyük bir sevgi var. Bir oğlumuz var. İsmi Orkun Vedat Okyar… İşimle ilgili duyduğum ilhamda, ailemin varlığının çok büyük payı var. Onların desteğini hissetmek çok önemli. Bu yüzden kendileri iş hayatımda çok önemli bir yer kaplıyor.

Siz hep İstanbul’da yaşadınız ama ailenizin hayatında Bursa bölümü de çok önemli.

Babaannemler Arnavut göçmeniydi. Dedem de Bursa’ya yerleşmişti. Bursaspor’da futbolcu ve aynı zamanda sanayiciydi. Bursaspor’un 1. Lig’e çıkışında babam takım kaptanıydı. O dönem kupayı Bülent Ecevit’ten almışlardı. Daha sonra çok gönül verdiği Beşiktaş’a geçti. Bütün hayatımızda çok önemli bir yeri olan Beşiktaş dönemleri başlamıştı.

Gördüğümüz kadarıyla futboldan hiç kopmadınız. Futbolculuk kariyerinizden sonra yolunuza teknik adam olarak devam ediyorsunuz. Bu kararı nasıl aldınız ve kendinize nasıl bir kariyer planı yaptınız?

Bu ayrım aslında çok önemli. Yaşarken de çeşitli örneklerle karşımıza çıkıyor. Maradona gibi, Hagi gibi büyük futbolcuların teknik adamlık döneminde beklentilerin altında kalması gibi örnekler var. Çok üst klas bir oyuncu, çok iyi bir teknik adam olamayabiliyor. Bizim gibi de çok üst seviyeye çıkmamış veya Süper Lig’de çok uzun süreler oynamamış oyuncular, bakış açılarıyla bir yerlere gelebiliyor. Oyunu oynarken de çok dikkatliydim. Birçok teknik adamla çalıştım. Beni mutsuz eden, kötü etkileyen ne varsa hayatımdan çıkartıp, kendimi iyi hissettiren ve sonuç aldığımız antrenman taktiklerini, motivasyonlarını biriktirip bir sentez yaptım. Vefa’da Abdullah Avcı Hocamızla birlikte oynadık. O da öyle bakardı. Mesela Bakırköyspor’daki Tevfik Saygılı Hocamız tavrı, yaşayışı ve oyun üzerine düşünceleriyle fark yaratmıştır. Kemal Yıldırım vardı, Zeytinburnuspor’un kaptanı… Siz bir şeyi konuşursunuz, o 20 farklı yerden bakar ve sizi ikna ederek bir tez ortaya koyar. Bu tip oyuncularla birlikte olmak, yaşamak beni çok geliştirdi. Zaten onlar da kendi farklarını teknik adam olarak çalıştıklarında çok net olarak ortaya koydular. Bakmayı değil de görmeyi öğrendik diyebilirim.

Kadın futboluyla alâkanız nasıl başladı?

Ben aynı zamanda Spor Akademisi mezunuyum. Profesyonel futbolu bıraktıktan sonra 7 sene beden eğitimi öğretmenliği yaptım. Burada çok iyi bir futbol takımımız vardı. O takımımızla dünya üçüncüsü olduk. O zaman kadın takımımız yoktu. Fakat organizasyonda “Kız futbol takımınız var mı?” diye sordular. Benim de okulda teneffüslerde tespit ettiğim tek bir kız vardı. Ve ben tek bir kız üzerinden, “Evet bu takımımız var” dedim. Bu 10 saniye içerisinde oldu. Ve bu takımı sonrasında kurduk; Türkiye Şampiyonu olduk. Bu takımla Barcelona’ya futbol şampiyonasına gittik. Özel bir TV kanalı Dünya Kupası düzenliyordu Olimpiyat Stadı’nda… İlk çıkış noktam bu oldu. Bu durum bana büyük bir şevk verdi. Çünkü kızların algıları çok açık, çok istekliler…

O oyuncu kimdi?

Başak Gündoğdu… Şu an Kadın A Millî Takımımızın kadrosunda zaten. O zaman 4. sınıfa gidiyor ama 6. sınıflarla oynuyordu. Formayı şortun içine soktuğu zaman sırt numarası görünmezdi. 10 numara giydirirdim ben ona. Ama bakanlar 10 mu, 19 mu, 18 mi bilemezdi. Biz onu o şekilde değerlendirdik ve Türkiye Şampiyonu olduk. Şu anda Millî Takım’da başarıyla devam ediyor. Bu ilk kıvılcım diyelim… Sonra Türkiye Futbol Federasyonu’nda çalışmalarım başladı. İlk olarak Akademi Liglerinde uygulama yönetmeni olarak görev yaptım. 2009 yılında başladım. O zamanlar Genç Millî Takımlarımız için lojistik program olan Akademi Liglerinin kuruluşu bölümünde görev yaptım. Daha sonra Millî Takımlar dönemi başladı. Ömer Kaner Hocamızın yardımcısı olarak Futsal Millî Takımı’nda görev aldım. Hem UEFA Antrenörlük Kurslarında hem de Futsal A Millî Takımımızda çalıştığımız bu dönemde hocalığımı yapmış olan Ömer Kaner’den teknik direktörlük mesleğim için çok önemli şeyler öğrendim. Bu dönemde bazen Kadın Millî Takımlarında da görevler verildi. Bu bölümde yaptığımız çalışmalar, kurduğumuz iletişimle ilgili teknik direktörlerimiz bir değerlendirme yaptı ve beni bu göreve getirdiler. Uzun süredir bu görevde de çok severek devam ediyorum.

Kadın futbolu hakkında görüşlerinizi alabilir miyiz? Erkeklerle kadınlar arasında temel farklar neler? Benim gözlemim kesinlikle futbol kadınlar tarafından en saf haliyle, korkusuzca oynanıyor. İnanılmaz şeyler yapıyorlar. Siz neler söylersiniz?

Tespit ettiğiniz şey çok güzel. Kadın futbolunda beni en çok etkileyen, çok istiyor olmaları. Bir erkek oyuncu “futbolu biliyorum” duruşunu sergiler. Teknik adamın erkek oyuncuları etkilemekle alâkalı duruş sergilemesi gerekebilir. Ancak kadın takımında karşınızda bilgiye ve gelişime aç bir kitle var. Onların o samimi bakışları sizi etkiliyor. Bir şey istiyorsunuz ve onu mutlaka dediğiniz şekilde yapmak için maksimum gayret gösteriyorlar. Siz çok kısa sürede büyük bir gelişimi gözlemleyebiliyorsunuz. Bunun bana verdiği ilham budur. İlk başladığımız bölümle şu anki bölüm çok farklı. U19 Millî Takımı olarak üç senedir Elit Tur’a çıkıyoruz. Geçen sene İrlanda maçlarında oynadığımız futbol çok iyiydi. Gerçek bir futbol takımı sahadaydı. Tabiî gerçekçi baktığınız zaman dünya futbolu ile aramızdaki makas çok açık. Ama biz kendi içimizde yaptığımız yarışta ilerleme kaydettik. Futbolun duygusu ve doğru oyunla ilgili yol kat ettik. Doğru oyun oynamak istiyoruz ve başımıza ne gelirse gelsin bundan taviz vermeyeceğiz.

Ülkemizde kadın futbolu maalesef hak ettiği yerde değil. Medya ve taraftarlar dünyadaki diğer örnekleri kadar kadın futboluna ilgi göstermiyor. Bu konu hakkında siz neler düşünüyorsunuz?

Bu büyük bir handikap gerçekten. Belki ülkemizdeki bakış açısı, belki kulüplerin maddi durumları buna etki ediyor. Biz tabiî bütün sentezlerimizi yapıyoruz. Teknik ekip olarak değerlendirme yaptığımız zaman, bu işte Avrupa ülkeleriyle rekabet halinde olabilmemiz için Süper Lig kulüplerimizin kesinlikle kadın programlarının olması gerekir. Aynı eğitimlerin, aynı kondisyonların verilmesi gerekir. Bunlar ideal şartlarda çalışırsa yetenekliyiz, algımız açık ve başarabiliriz. Ama tabiî kulüplere bakıyoruz, basketbol, voleybol şubelerini kapatanlar gibi maalesef üzücü durumlar görüyoruz. Mevcut yapıdan eksilmeler olduğunu görüyoruz. Bakış açısının değişmesi lâzım. Bu kadar gelişime müsait ve aç bir yapı ile ilgilenmek gerekiyor. Bizim gözümüzde bazı değerler var. Alacağımız kupalardan çok daha önemli gelişimler, kazanımlar var… Doğru hedeflerin peşinde koşmak lâzım. Umudumuzu her zaman koruyoruz.

Kadın futbolunu daha popüler hale getirebilmek için sizce neler yapılabilir?

Yine deminki problemlerle paralel bir durum söz konusu… Şu an Beşiktaş’ta kadın futbol takımı 3. Lig’den gelip 1. Lig’e kadar çıktı. Kendi TV kanallarında maçlar yayınlanıyor. Bunu bütün takımlar kursa ve aynısını yapsa, büyük takımların rekabeti oluşsa algı yaratılabilir. Kendi TV’lerinde reklamları olacak, belki sponsor gelirleri gelecek. Seyirci çekecek, sponsor çekecek, ilgi çekecek… Millî Takımlarda bize Ariel firması sponsor oldu. İnşallah daha iyi imkânlar oluşur kadın futbolu için.

Kadın A Millî Takımımıza oyuncu yetiştiriyorsunuz. U19 Millî Takımımız geçmiş döneme baktığımız zaman bir takvim yılı içerisinde artık daha fazla toplanıyor ve maç yapıyor. Son olarak Ekim ayında UEFA Kadınlar U19 Avrupa Şampiyonası Eleme Turu’nda Azerbaycan, Kıbrıs Rum Kesimi ve İsviçre ile karşılaştık. Ardından da Belçika ile hazırlık maçı oynadık. Takımımızın durumu nedir? Önümüzdeki resmi maçlar hakkında da bilgi verir misiniz?

Riva’da bir hazırlık kampımız oldu. Kadınlar 1. Ligi’nde yer alan iki ayrı takımla hazırlık maçları oynadık. Belçika maçları gerçekçi bir prova imkânı verdi bize… Amacımız gerçek bir prova yapmaktı. Daha zayıf bir rakiple oynayıp bir şeyler elde etmek istemedik. Kaliteyi yukarı çekmeyi amaçladık. Adımlarımızı kaliteyi yukarı çekebilecek şekilde atmayı istiyoruz. Belçika maçları da bu amaçla yapıldı. Bir şey başımıza gelecekse burada gelsin; çünkü Elit Tur’da çok zor bir kuramız var… Elit Tur’da Nisan ayında oynayacağız maçlarımızı. 3, 6 ve 9 Nisan’da İngiltere’de oynayacağız. Rakiplerimiz İngiltere, İtalya ve İsveç… Bu grup aslında Avrupa Şampiyonası grubu gibi… 2 ve 3. torbadan üst kalite takımlar geldi. Biraz şanssızlığımız da oldu açıkçası… Tabiî buna nasıl baktığımız önemli. Biz yine yapılanmamızı, “Bu maçlardan korkuyoruz, acaba nasıl olacak?” gibi değil; “Bu maçlar bize ne katabilir? Hangi oyuncuları bu üst seviyedeki maçlarla geliştirebiliriz? Onların sınırlarını nasıl kaldırabiliriz?” diye düşünüyoruz. Şimdi bizim takımımız 2001-2002 grubu… 2000’li ortalama bir oyuncu alacağıma U17 takımından bize yükselen 2002 grubundan oyuncu alıyoruz. Onları ne kadar erken bu yarışın içerisine sokarsak bir sonraki eleme turundaki tecrübeleri ve yeterlilikleri artıyor. Somut bir şekilde İngiltere, İtalya ve İsveç bizden program olarak, seviye olarak çok üstün. Hayal göremeyiz. Ama biz onlara karşı 10 kişi kalenin içine girelim, topu havaya dikelim gibi bir futbol anlayışı içinde olmayacağız. Böyle şeyler de görüyoruz çünkü… 20 kez 1-0 mağlup olmak istemiyorum ben. Aralarda 3, 4, 5-0 gibi sonuçlar alabiliriz. Ama oradaki eşiği atlatabilirsek kazanabileceğimiz her türlü maçı kazanırız. Bunun de meyvesini görüyoruz. Üç senedir Elit Tur’a yükseliyoruz.

Elit Tur’u ve sonrasını bize anlatır mısınız?

Elit Tur’dan sonra Avrupa Şampiyonası var. Ama sadece grup birincileri gidiyor. Geçen sene iki takım gitseydi biz çok başarılıydık ve İspanya ile birlikte Avrupa Şampiyonası’na gidebilirdik… Ama tek takım dediğiniz zaman bu ülkeler Almanya, İspanya, İngiltere, Fransa oluyor genelde. Bu ülkelerin ismi büyük. Yapıyı çok iyi bilenler ve onları bir kez seyretmiş olanlar makasın ne kadar açık olduğunu daha net görüyor… Yani bu doğru gelişimin, doğru ürünü… Tek takımın gruptan çıkacağı bu organizasyonda o takımların çıkması daha doğru… Çünkü doğru işler yapıyorlar.

Kadın futbolunda Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası yolu hakkında bilgi verir misiniz? Oralara gidebilmek çok mu zor? Diğer Avrupa ülkeleri ne seviyede? Biz takımlarımızı ne zaman oralarda göreceğiz?

Orada kadın futbolunu erkek futbolundan asla ayırmıyorlar. İşte İspanya’nın yıllardır süren hegemonyası var. Doğru yapılanmaya paralel olarak çok başarılı oluyorlar. Barcelona altyapısından çok sayıda oyuncuları geliyor. Kız çocukları belli bir yaşa kadar erkeklerle aynı antrenmanları yapıyor. Bunlar eşiklerini çok arttırıyor. Basının ve ülkenin ilgisi var. Gelişmek ve geliştirmek istiyorlar. Niyetleri bu… Hedefleri doğrultusunda gerçekçi ve üst düzey çalışmalar yapıyorlar. Gerçekten çok ilerleyen ve her gün üstüne koyan bir program uyguluyorlar. Bizim en büyük dileğimiz ne kadar çok gelişebilirsek, ne kadar destek alabilirsek o seviyeleri zorlayan veya ona yakın bir oyun ortaya koyabilmek. Bir gün “İki takım katılır” derlerse ikinci takım olabilmeliyiz. Biz ikinci olduğumuz zaman Avusturya ve ev sahibi İrlanda’yı geçerek ikinci olduk. 4. torbadan gelip, ikinci bitirdik. Elit Tur seviyesinde bu çok önemli bir gelişim.

Bir kadın futbol takımını yönetiyor olmak başlı başına büyük bir sorumluluk. Yaşadığınız ilginç olayları bizimle paylaşır mısınız?

İlginç değil de farklılıkları var. Bir erkek takımında çalışırken ifadeleriniz daha sert olabilir. Burada dengeleri tutmak zorundasınız. Bir oyuncuyu daha iyi olsun diye uyarma şekliniz, onun tamamen bu oyunu bırakmasına, o maçtan kopmasına sebep olabilir. Böyle duygusal anlar erkek oyuncularla çok yaşanmaz. Bu mesela ilginç bir şey. Soyunma odasında yardımcı antrenör arkadaşlar bulunuyor. Biz hazırlandıktan sonra girebiliyoruz. Belki o bölümde yakalayacağınız bir şeyi kaçırıyorsunuz. Bunlar da var. Erkek oyuncularda çorabı nasıl çektiğine, tavırlara bakıp gözlemleyebilirsiniz. Bunlarla ilgili teknik karar bile alabilirsiniz. Burada böyle bir durum olmuyor. Sadece sahadaki halleriyle değerlendiriyoruz.

Ortaokul ve lise çağlarındaki yetenekli kız öğrencileri bulma konusunda Türkiye’de yeteri kadar araştırma yapılıyor mu? Bu konuda Millî Eğitim Bakanlığı ile ortaklaşa düzenlenen bir program var mı?

Kadın futbolunun gelişimiyle ilgili eskiden Futbol Köyleri programımız vardı. Biz bu bahsettiğim bölümleri geçerken çok faydasını görmüştük. Çeşitli bölgelerin en iyi oyuncularını toplayıp orada görebilmek, onlara eğitim sunabilmek çok kıymetliydi. Futbol Köyü projelerimizi özlüyoruz. Aynı yapıda veya benzer bir yapıda proje istiyoruz. Millî Eğitim Bakanlığı ile ortaklaşa bir programımız yok. Onların okul sporları programlarında yer alan turnuvaları takip ediyoruz. En başından sonuna kadar izleyip oyuncu bulmaya çalışıyoruz. Zaman zaman ciddiyetine inandığımız teknik adamlarla görüşüyoruz. Bazı teknik adamlar küçük yaş grubundaki çocuklarla çok iyi anlaşabiliyor. Beşiktaş, Denizli Horozkent, Kocaeli Bayan Futbol Kulübü, Fomget Gençlik ve Spor, Dudulluspor, 1207 Antalya, Karadeniz Ereğli Belediye Spor ve Pendik Çamlık Spor gibi takımlar daha küçük yaşlarla daha çok çalışma yapabiliyor, Millî Takımlarımız için kaynak teşkil edebiliyorlar. Bu sayının artması da önemli. Bu anlayışta olan kulüplerin ve teknik adamların sayısının artması çok önemli.

Türkiye’de kız çocuklarının spor yapmaları konusunda çeşitli zorluklarla karşılaşabildiğini görüyoruz. Kızların futbol oynamak için ailelerinden izin alması daha da zor hale gelebiliyor. Siz bu konuya nasıl bakıyorsunuz? Neler yapılabilir?

Bizim buradaki varlığımız ve hâkimiyetimiz, gelişimi teşvik eder yönde. Buradaki temiz yapı, buranın ülkeyi temsil etmesi, buraya bir kez bile gelen bir oyuncunun kendisini büyük bir ailenin içerisinde hissetmesi çok önemli. Bütün teknik ekip olarak büyük bir gayretin içerisindeyiz. Mümkün olduğu kadar aileleri bu konuda bilgilendirmeye çalışıyoruz. Tereddüdü olan ailelerle sık sık konuşuyoruz. Kampa ilk gelişleriyse aileleri de bazen misafir ediyoruz. Buraya geliyorlar ve çocuklarını izliyorlar. İmkânları olanlar gelip görüyorlar burayı… Gördükleri zaman zaten ikna oluyorlar. Ama tabiî ulaşamadığımız örnekler oluyor. Bütün Türkiye’yi tarayıp, herkese eşit şansı vermek niyetindeyiz. Zamanında Batman’dan bir sporcumuzu çağırmıştık. Sabah buraya gelmek için uyandığında babası odaya kilitledi. Millî Takımımıza katılamadı. Hem buraya onun yerine gelebilecek bir çocuğun şansı gitti, hem kendi şansı gitti. Çok farklı açılımları olabilecek bir şanstı. Üzüldüğümüz ve zorlandığımız durumlar olabiliyor. Bunlar çok önemli şanslar. Belki 5 yılda kendisini net ifade edemeyecek bir kız çocuğumuz, bizimle geldiği bir yurt dışı turnuvasında yaşadıklarıyla, gördükleriyle döndüğü zaman farklı bir özgüvende oluyor. Bu çok belirgin. Bakkala gidip bir ekmek isterken bile tonlamasından belli edebiliyor kendisini… Bu hissedilebilir. Aileler bunu kaçırmamalı. Biz bu anlamda yaptığımız işe ve programımıza çok güveniyoruz. Bütün yetenekli oyuncuların bu şansı kazanmasını istiyoruz. Biz yaptığımız çalışmalarla, ortaya koyduğumuz ürünle bu yapıyı zaten oluşturduk. Gitgide sayımız, kalitemiz ve ilgimiz artıyor. Bu dış destekleri de bekliyoruz. Millî Eğitim Bakanlığı harekete geçebilir. Kulüpler bu takımları kurabilir. Kalite çok önemli. 10-0’lık bir maçta ne kazanandan ne kaybedenden bir değer alamazsınız. Ama 1-1 bitmiş bir maçta o eşikte olan oyuncuyu görebilirsiniz. Gelişimleri görebilirsiniz. Doğru yapılanma inşallah bir gün olur…

Kadın futbolunda ligler ne durumda?

1. Lig’de 10 takım mücadele ediyor. Orada A Millî Takımımızı oluşturan oyuncular var genel olarak. U17 ve U19’a gelen oyuncularımız da süre alabiliyor… 2. Lig’de 15 takım var. Daha çok U19 ve U17 Millî Takımlarımızın çatısını oluşturan oyuncular genelde burada oluyor. Bir de 15 grupta oynanan 85 takımlı bir 3. Lig var… Burada maalesef takımlar arasında dengesizlikler var. Örneğin bir oyuncu 8 gol atabiliyor. Erkek liginde 8 gol atmış bir çocuk dikkat çekebiliyor ama bizde üç maç üst üste 8’er gol atmış bir oyuncu Millî Takım’a davet edilmeyebiliyor. Çünkü ligin seviyesi yeterli değil. Böyle bir yapı var. Tabanda futbolu yaymak istiyoruz tabiî ama oynanırken kalitenin yükselmesi ve gelişimin sağlanması temel amacımız.

Millî Takımlar teknik ekibi olarak bu üç lig hakkında nasıl bir takip çalışmanız var?

Dediğim gibi, liglerde yaş grupları oyuncuları var. Biz de sorumlu olduğumuz kategorilere göre planlama yapıyoruz. Genel takvimi önümüze koyuyor ve haftaları paylaşıyoruz. Liderin sonuncu ile oynadığı maçı değil de ikinci sıradaki takımla oynadığı maçı izliyoruz. Kafa kafaya olan maçlarda net bir görüşünüz olabilecek şekilde takip yapıyoruz. Okul takımlarının maçlarını izliyoruz. Futsal oynuyorlar; onları takip ediyoruz. Böyle bir taramadan geçiyor ligler.

Erkeklerde olduğu gibi kadın futbolunda da Avrupa’daki Türk oyuncular önemli bir kaynak oluşturuyor. Oradan gelen oyuncuların burada yetişenlerle arasında nasıl farklar var?

Aldıkları temelle ilgili, duruşlarıyla ilgili farklar var. Ham yetenekle ilgili çok fark yok. Ama daha iyi bir ligde oynamanın getirdiği durum, onları daha doğru oynamaya itiyor. Doğru oynayamazsa Almanya’da, Hollanda’da, Fransa’da zaman alamıyorlar. Liglerinin daha uzun sürmesi ve kaliteli olması onları fiziksel olarak daha üstte tutuyor. Onun dışında eşit şartları koysak yetenek bazında bizim Avrupa ile bir farkımız yok. İletişim adreslerimiz belli. TFF’nin gönüllü scout sistemi de var. İyi oyuncularla ilgili bilgi vermek isteyenlerden ricamız, oyuncunun profilini bize eksiksiz yazmaları ve muhakkak oyuncunun maç görüntülerini göndermeleri. Genç Millî Takım hocalarımız zaman zaman bize yardımcı oluyor. Onlardan da teknik bilgi alabiliyoruz.

Kaynak : http://www.tff.org/default.aspx?pageID=286&ftxtID=30874

Yorum yazmak istiyorum.

Yorum Eklendi