Ana Sayfa ANA SAYFA Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ‘Ne gereği var?’ sözlerine sert yanıt

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ‘Ne gereği var?’ sözlerine sert yanıt

9 gösterim
0
Spread the love

“Bin yıl sürecek denilen 28 Şubat zihniyetinden geriye pek bir şey kalmadı” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, cezaevinden oğluna yazdığı mektubu okudu.

Erdoğan, “Birisi çıkmış diyor ya, ‘Büyük Çamlıca’ya 60  bin kişilik caminin Nereden nereye… Bu hesabı kalk bir de  Kanuni’ye sorsana, bu hesabı kalk bir de Fatih’e sorsana?” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’nde düzenlenen ÖNDER İmam Hatipliler Derneği 57. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, derneği  medeniyet davasının lokomotif kuruluşlarından birisi olarak gördüğünü vurguladı.

ÖNDER İmam Hatipliler Derneği çatısı altında görev ve sorumluluk üstlenmenin başlı başına bir paye olduğunu belirten Erdoğan, Genel Kurul’da görevi devredecek Halit Bekiroğlu’na hizmetleri için teşekkür ederken görevi  devralacak Kamber Çal’a da çalışmalarında başarı diledi.

Erdoğan, ÖNDER İmam Hatipliler Derneği’nin gelişmesinde katkısı bulunan  Sabri Otağ, Veysel Başar ve bugüne değin emeği geçmiş herkese teşekkür etti. Derneğin, bugün hizmete girecek yeni binasının da hayırlı olmasını da  dileyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Kardeşlerim, Rabb’imizin hikmetlerini nebiler vahiy yoluyla, diğer  insanlar ise okuma ve yazma vasıtasıyla, yani eğitim öğretimle keşfederler.  Eğitim öğretimin amacı işte bu çerçevede ideal insan yetiştirmektir. Bizim  medeniyetimizde ise eğitim öğretimin ulvi gayesi, salih insan yetiştirmektir.  Milletimizin inancına, değerlerine, tarihine, kültürüne uygun bir eğitim sistemi  inşa etmeden hiçbir hedefe ulaşamayız. Biz yıllarca milletimizin ihtiyacı olan  işte bu eğitim öğretim modelinin en ideal yerinin imam hatip okulları olması için  çalıştık. Birilerinin tasvir ettiği gibi değil hep ne derlerdi, ‘Niye buraya  geldiniz?’, ‘İmam mı olacaksınız?’, ‘Cenaze yıkayıcısı mı olacaksınız?’… O  zamanki öğretmenlerimiz, meslek öğretmenlerini kast etmiyorum, hep bunu  söylerlerdi. Hep bununla bir yılgınlık veyahut da ‘Evde annenizle babanızla bunun  kavgasını verin’ gibi aba altından sopa gösterirlerdi. Tabii hamdolsun bu  oyunlara gelmedik tam aksine bu oyunlar bozuldu ve bugünlere geldik. Kendi  hayatımıza, kendi tecrübemize bakarak bunun öyle değil böyle olacağını gösterdik.  Tek tipçi dayatmalarına karşı imam hatipliler, milletimizin kendi öz değerlerine  uygun ve gerçek anlamda kuşatıcı insan yetiştirmek için öne çıkmıştır ve bunu da  başarmıştır.”

“AYRIM YAPAMAM”

İmam hatiplerin asıl misyonunu, Allah’ın insanlara verdiği okuyarak ve  yazarak hikmetlerini arama görevini bihakkın yerine getirmek olarak gördüğünü  vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Elbette herkes eğitim öğretim yoluyla bilginin peşinde koşacaktır ama  bu en çok da imam hatiplerin görevidir. İşte bu bilinçle imam hatiplerde görev  yapan öğretmenlerimiz ve bu davaya gönül vermiş büyüklerimiz salih insan  yetiştirme mücadelesini sadece sınıflarla sınırlı olmayan bir şekilde  yürütmüştür. Sonuçta ortaya bir imam hatip markası çıkmıştır. Yani bunu söylerken  imam hatip okullarını bir kenara, fen liselerini, diğer meslek liselerini bir  kenara, böyle bir ayrım yapmak için söylemiyorum. Bunu sadece ve sadece nasıl bir  Galatasaray Lisesinden mezun olan, bir Galatasaray Lisesinin marka olarak önemini  ortaya koymaya çalışıyorsa, Kabataş’tan mezun olan ortaya koymaya çalışıyorsa ben  de tabii ki bir imam hatipli olarak bunu ortaya koymaya çalışıyorum. Olay bu.  Zaten bulunduğum makam, mevki böyle bir ayrımı yapmaya beni asla tecviz edemez,  böyle bir ayrımı yapamam. Benim için imam hatipte okuyan da evladımdır,  Galatasaray Lisesinde okuyan da evladımdır, Kabataş’ta okuyan da evladımdır, tüm  Anadolu Fen Lisesinde okuyan evladımdır. Bu zaten aldığımız terbiyenin de  gereğidir, öyle de yapmak durumundayız.”

“SİZLERDEN BEKLENEN HAKİKAT ARAYICISI OLMANIZDIR”

İmam hatip markasının, öğrencilerin ailelerinden başlayıp ders  aralarına, ders sonrası faaliyetlere, yatılı kısımdaki sohbetlere kadar hayatın  her anında gece gündüz çalışan dava adamlarının eseri olduğunu aktaran Erdoğan,  “Tabii imam hatibi yatılı olarak okumuş öğrenci olarak da bunun farkındayım.  Türkiye tek parti devrinin milletimizi topyekun mankurtlaşmayı hedef alan  hastalıklı zihniyetinden kısmen de olsa eğer kurtulabilmişse imam hatipler  etrafında yürütülen mücadele sayesindedir. Mensuplarını çatısı altında buluşturan  bu kurumun misyonunu ne kadar iyi anlarsak sorumluluğumuzu o derece iyi idrak  edebiliriz. Sizlerden beklenen sadece bu milletin değil, tüm ümmetin ve daha da  ötesinde tüm insanlığın önünde bir ışık, bir rehber, bir hakikat arayıcısı  olmanızdır. Üstadın deyimiyle bu gerçekten ‘çok büyük ve aynı zamanda hor ve  öksüz’ bir davadır. Üstlendiğimiz bu ağır imtihanı başarıyla sonuçlandırmak için  sonunda herhangi bir rütbe veya mal beklemeden, mükafatı sadece Rabb’imizden  umarak, her an her gün durup dinlenmeden çalışacağız.” dedi.

Bu kutlu dava yolunda verilen mücadelenin ve yapılan fedakarlıkların  değerini asla unutmayacaklarını aktaran Erdoğan, “Kendi öz evlatları veya  onlardan ayrı tutmadığı gençler imam hatiplerde okuyabilsin diye hayatlarını bu  davaya adamış nice ak sakallı büyüğümüzün hatıraları gözlerimizin önündedir. İmam  hatip okullarından ayrılmayı reddettikleri için eğitim hayatları zorlaşan hatta  biten nice gencimizin, onların ailelerinin fedakarlıkları halen hafızalarımızda  dipdiri durmaktadır. Hepsinin ötesinde şahsen kendi hayatımız ortadadır.”  şeklinde konuştu.

PINARHİSAR’DAN GÖNDERİLEN MEKTUP

Erdoğan, Pınarhisar Cezaevi’nde bulunduğu için mezuniyet törenine  katılamadığı oğlu Bilal Erdoğan ile arkadaşlarına yazdığı mektubu okudu.  Erdoğan’ın okuduğu mektupta, şu ifadeler yer aldı:

“Sevgili gençler, sizin için bugünün ne kadar önemli olduğunu  biliyorum. Bu bilinçle hepinizi gönülden, yürekten selamlıyorum. Bu onurlu  gününüzde yanınızda olduğumu özellikle bilmenizi istiyorum. Yanınızdayım, çünkü  ben de sizden birisiyim, imam hatipliyim. Bu sıfatı hep onurla taşıdım. Bundan  sonra da nerede hangi şartlarda olursam olayım onurla taşımaya devam edeceğim.  Yanınızdayım çünkü oğlum, sizin aranızda, sizden biri. Bu sevinçli ama biraz da  hüzünlü gününüzü bir kez daha kutluyorum. Hüznünüz, imam hatipli olmanız  dolayısıyla size reva görülen muameleden dolayıdır. Bu benim de bedenimde ta  derinlerde depreşen bir acıdır. Şu anda cezaevinde bulunuyor olmaktan daha derin  bir acıdır bu ama inanıyorum ki buraya kadar dayanan sevgili oğullarım, kızlarım,  siz daha zor olanına da dayanacak yapıdasınız. Değil mi ki yaprak dökümü gibi  arkadaşlarınızın her biri bir yere savrulurken siz buradaydınız, imam hatip  lisesindeydiniz. Öyleyse üzülmeyin. Yarına ilişkin umutsuzluğa düşmeyin.  Kardeşliğinize güveni çoğaltın. Sizler birer meşalesiniz bu karanlık günlerimize.  Değerinizi bilin ve koruyun. Sevgili oğlum, oğullarım, sevgili kızlarım, sevgili  gençler, sizi gerçekten çok seviyorum. Tek tek her birinizin ellerinizin  sıcaklığını ellerimde hissediyorum. Saçlarınızın kokusunu yüreğime çekiyor ve  hepinizi kucaklıyorum. Bir kez daha gününüz, mezuniyetiniz hayırlı olsun derken  geleceğinizin aydınlık olmasını diliyorum.”

Türkiye’nin 20 yılda nereden nereye geldiğinin görüldüğünü ifade eden  Erdoğan, bunun için geleceğe de hep umutla bakmaya devam edeceklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de  imam hatip okulları meselesinin hep basit bir okul, eğitim sistemi tartışmasının  çok ötesinde bir anlama sahip olduğunu söyledi.

“BU HESABI KALK BİR DE KANUNİ’YE SORSANA”

Milletin inancı, değerleri, tarihi ve kültürüyle kavgalı olanların ilk  önce imam hatipleri hedef almasının gerisindeki sebebi çok iyi bildiklerini  vurgulayan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Öyle bir şey ki şu an ana muhalefetin başındaki zat ile  oturuyoruz, nasıl olduysa bir kere Külliye’ye geliverdi. Sayın Bahçeli de  beraberiz üçlü, konuşurken imam hatip okullarında hangi derslerin okutulduğunu  dahi bilmiyor. İmam hatip okullarında sadece Arapça, tefsir, fıkıh, hadis falan  herhalde sadece bunları zannediyor. Bilir misin dedim, ‘İmam hatip okullarında  tarih, coğrafya, bunun yanında felsefe bunların okutulduğunu, matematik, fizik,  kimya bunların okutulduğunu bilir misin?’ Saf saf duruyor. İşte neymiş,  Kadıköy’de 5-6 imam hatip okulu fazla, derdi bu. Birisi çıkmış diyor ya, ‘Büyük  Çamlıca’ya 60 bin kişilik caminin ne gereği var?’ Nereden nereye… Bu hesabı  kalk bir de Kanuni’ye sorsana, bu hesabı kalk bir de Fatih’e sorsana? Bir ağacı  ne kadar budarsanız budayın kökleri sağlam kaldığı sürece gelişmeye, büyümeye,  yeşermeye devam eder. Ağacı yok etmenin en etkili yolu köklerini kurutmaktır.  İmam hatiplere saldıranlar milletimizin köklerini kurutmak istiyordu. Çünkü bu  okullar tüm eksiklerine, sıkıntılarına, aldığı tüm yaralara rağmen milletimizin  kökleriyle gövdesi arasındaki bağı temsil ediyordu.”

“BİZE BUNLAR ENGELLERLE HENDEKLER ATLATTILAR AMA BİZ HEPSİNİ AŞTIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, imam hatiplerdeki öğrenci sayısının bir dönem  600’e çıktığını ancak bunun budana budana 60 bine kadar indirildiğini dile  getirerek, şu anda bu sayının 1 milyon 300 bin civarına ulaştığını kaydetti.

Şimdi temennilerinin niteliği artırmak olduğunu aktaran Erdoğan,  “Bunun üzerine yüklenmemiz lazım. Ama ne yazık ki bu camiadan mezun olduğu halde  ‘Bu kadar imam hatibe ne gerek var?’ diyen zavallılar da var. Sen bunu diyeceğine  ‘Bu kadar okula ne gerek var?’ desene. Onu diyemez. Niye? Ya bizim ona da  ihtiyacımız var buna da ihtiyacımız var. Burada imam hatip okullarının işlevinin  buradan mezun olmuş birisi olarak ne anlama geldiğinin farkında değil.  Dolayısıyla biz burada ispatla mükellefiz ve buradaki başarının her yerde nasıl  olacağını da bu zavallılara da göstermemiz lazım.” diye konuştu.

Erdoğan, 28 Şubat döneminde imam hatiplerin orta bölümlerinin tamamen  kapatıldığını, lise bölümlerini de adeta üniversiteye geçişi imkansız hale  getirerek öldürmeye çalışanların niyetinin bu kökü kurutmak olduğunu belirterek,  kendilerinin direkt imam hatipten çıkıp üniversite gidenlerden olmadıklarını,  fark imtihanına alındıklarını aktardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Hep bu çileleri bize yaşattılar. Yani bize bunlar sürekli bu  engellerle hendekler atlattılar ama biz hepsini aştık ve bugünlere geldik. Belki  imam hatip binalarının kapılarına kilit vurdular ama milletimizin gönlündeki  ateşi söndüremediler. Bugün bin yıl sürecek denilen 28 Şubat zihniyetinden geriye  pek bir şey kalmadı. Ama köklerini kurutmaya çalıştıkları medeniyet ağacımız çok  daha gür şekilde yaşamaya devam ediyor. Çünkü onlar şunu bilmiyorlardı, güç bizde  zannediyorlardı. Halbuki galip olan sadece Allah’tır. Bunu bilseydiler bunu  söylemezlerdi. Hamdolsun öyle de oldu. 2002’de seçimi kazanıp göreve geldiğimizde  imam hatiplerin orta bölümleri zaten yoktu. Liselerin sayısı 536’ya, buralardaki  öğrenci sayısı 64 bin 500’e düşmüştü. Bugün yaklaşık hamdolsun 1 milyon 300 bin  öğrencisiyle, 3 bin 444 okuluyla artık ortada farklı bir yapı söz konusu. Tüm  lise öğrencileri içerisinde de imam hatiplilerin oranı yüzde 11,8. Fakat bu  rakamlar bile bazılarının gözüne batıyor. Halbuki görüldüğü üzere imam hatiplerin  milli eğitim sistemimizdeki payı hala oldukça mütevazi bir seviyededir. Niye sizi  bu kadar rahatsız ediyor? Biz skordan ziyade kaliteye, içeriğe önem veriyoruz.  Mehmet Akif’in milletimize vasiyeti olan Asım’ın neslini yetiştirebilirsek, bu  sayılarla dahi çok büyük neticeler elde edebilmemiz mümkündür.”

“BİZİM RÜKUDAN BAŞKA YERDE EĞİLMEYECEK NESİLLER HAZIRLAMAMIZ LAZIM”

Mehmet Akif’in Çanakkale Şiiri’nden dizeler okuyan Erdoğan,  “Yaralanmış tertemiz alnından uzanmış yatıyor / Bir hilal uğruna Yarab ne  güneşler batıyor / İşte ben karşımda bu güneşleri görüyorum. Bizim rükudan başka  yerde eğilmeyecek başlar, gerektiğinde bir hilal uğruna batacak güneşler gibi bir  nesli hazırlamamız lazım. Bunun için çok çalışmamız lazım, bu yolda  gayretlerimizi artırmamız lazım.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, imam hatipli olmanın aynı zamanda  dava adamı olmak veya buna talip olmak anlamına geldiğini belirterek, şunları  kaydetti:

“Dava adamı önce davasının ne olduğunu bilecek. Öğrendiklerinden  hareketle kendi nefsinden başlayarak, ailesine, arkadaş çevresine, şehrine,  ülkesine ve nihayet tüm aleme uzanan bir silsile içinde nerede durduğunun da  farkında olacak. Bunun yanında davasını hayatında da yaşayacak. En ufak bir  savrulmada merkezi bırakıp başka yerlere kaçmayacak. Çok önemli. Şu anda  bakıyoruz bazı yerlerde işte seçimlerde de filan falan… Allah selamet versin.  Hemen anında sendika değiştirmeler, şunlar bunlar. Herkes bir yere savrulmaya  başladı. Bu dava adamı olmak değil.”

Yorum yazmak istiyorum.

Yorum Eklendi